<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><channel><title>Hukuki Haberler</title><link>https://hukukihaberler.com/</link><description>Hukuk, yargı ve mevzuat gündemi</description><language>tr</language><image><url>https://hukukihaberler.com/icon-192.png</url><title>Hukuki Haberler</title><link>https://hukukihaberler.com/</link></image><item><title>Altı Ay Kıdemi Dolmadan İşten Çıkarılan Bankacı: AYM&#x27;den Gerekçeli Karar Hakkı İhlali</title><link>https://hukukihaberler.com/alti-ay-kidemi-dolmadan-isten-cikarilan-bankaci-aymden-gerekceli-karar-hakki-ihlali</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/alti-ay-kidemi-dolmadan-isten-cikarilan-bankaci-aymden-gerekceli-karar-hakki-ihlali</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Anayasa Mahkemesi</category><description>Bir bankada yatırım uzmanı olarak çalışırken &quot;performans yetersizliği&quot; gerekçesiyle işten çıkarılan çalışanın işe iade davasında Anayasa Mahkemesi, altı…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/alti-ay-kidemi-dolmadan-isten-cikarilan-bankaci-aymden-gerekceli-karar-hakki-ihlali.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/alti-ay-kidemi-dolmadan-isten-cikarilan-bankaci-aymden-gerekceli-karar-hakki-ihlali.jpg" alt=""></p><p class="lead">Bir bankada yatırım uzmanı olarak çalışırken "performans yetersizliği" gerekçesiyle işten çıkarılan çalışanın işe iade davasında Anayasa Mahkemesi, altı aylık kıdem hesabını yeterli gerekçe göstermeden tersine çeviren Bölge Adliye Mahkemesi kararının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetti.</p>
<p>Başvurucu Gülşah K., 15 Mart 2021'de yatırım uzmanı olarak işe başladı. 5–18 Eylül 2021 tarihleri arasında Covid-19 nedeniyle raporluyken, banka 13 Eylül 2021'de iş sözleşmesini performans yetersizliği gerekçesiyle feshetti; fesih bildirimi ise 18 Eylül'de, rapor süresi içinde tebliğ edildi. Çalışan, yöneticilerinin işini sürekli takdir ettiğini, performans gerekçesinin dayanaksız olduğunu ve tebliğ tarihi itibarıyla altı aylık kıdem şartını karşıladığını ileri sürerek işe iade davası açtı. Banka ise altı ayın dolmadığını savundu.</p>
<h2>İlk derece "işe iade" dedi, istinaf davayı reddetti</h2>
<p>İstanbul 11. İş Mahkemesi, kıdem süresinin fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihe göre hesaplanması gerektiğini, rapor nedeniyle bildirimin ertelenmesiyle altı ayın dolduğunu belirterek işe iadeye karar verdi. Mahkeme ayrıca çalışanın fesihten önce savunmasının alınmamasını da feshi geçersiz kılan bir eksiklik saydı; işe başlatılmaması hâlinde 43.666 TL tazminat ödenmesine hükmetti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi ise toplam çalışma süresini 5 ay 28 gün olarak hesaplayarak iş güvencesi hükümlerinden yararlanılamayacağına karar verdi ve davayı reddetti.</p>
<h2>AYM: İstinafın gerekçesi yetersiz</h2>
<p>Bireysel başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığın özünü oluşturan kıdem hesabında ilk derece mahkemesinin gerekçesini açıkça ortaya koyduğunu, buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu gerekçeyi neden benimsemediğini ve farklı bir hesaba nasıl ulaştığını yeterince açıklamadığını tespit etti. Mahkeme, Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmederek dosyayı yeniden inceleme için İstanbul BAM 31. Hukuk Dairesi'ne gönderdi.</p>
<h2>Altı ay kıdem neden kritik?</h2>
<p>4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre feshin geçerli bir nedene dayanması zorunluluğu ve işe iade davası açma hakkı, en az altı aylık kıdemi bulunan ve otuz veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde çalışan işçiler için öngörülüyor. Kıdemin başlangıcı ve fesih bildiriminin hangi tarihte hüküm doğurduğu bu nedenle çoğu davada belirleyici oluyor. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre fesih, bildirimin işçiye ulaştığı tarihte sonuç doğuruyor; raporlu dönemde yapılan tebligatın etkisi ise dosyadan dosyaya tartışma konusu olmaya devam ediyor.</p>
<p>Karar, esasa ilişkin bir sonuç içermiyor; istinaf dairesi yeniden inceleme sonunda aynı sonuca ulaşabilir. Ancak bu kez kıdem hesabını ve ilk derece mahkemesinden ayrılma nedenlerini açıkça gerekçelendirmek zorunda.</p>]]></content:encoded></item><item><title>AYM, 26 Siyasi Partinin Kesin Hesabını Kabul Etmedi: Savcılığa Suç Duyurusu</title><link>https://hukukihaberler.com/aym-26-siyasi-partinin-hesaplarini-kabul-etmedi-suc-duyurusu</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/aym-26-siyasi-partinin-hesaplarini-kabul-etmedi-suc-duyurusu</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Anayasa Mahkemesi</category><description>Anayasa Mahkemesi, mali denetimini yaptığı 26 siyasi partinin kesin hesaplarını, gelir ve giderlerini belgelendiremedikleri gerekçesiyle kabul etmedi ve…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/aym-26-siyasi-partinin-hesaplarini-kabul-etmedi-suc-duyurusu.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/aym-26-siyasi-partinin-hesaplarini-kabul-etmedi-suc-duyurusu.jpg" alt=""></p><p class="lead">Anayasa Mahkemesi, mali denetimini yaptığı 26 siyasi partinin kesin hesaplarını, gelir ve giderlerini belgelendiremedikleri gerekçesiyle kabul etmedi ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Kararlar bugünkü Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Yüksek Mahkeme, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu uyarınca yaptığı incelemede, söz konusu partilerin defter ve belgelerinin eksik olduğunu, gelir ve giderlerin hesap verebilir belgelerle ortaya konulamadığını tespit etti. Bu nedenle partilerin kesin hesapları kanuna uygun bulunmadı.</p>
<h2>22 parti 2024, dördü önceki yıllar</h2>
<p>Denetim kapsamındaki partilerden 22'sinin 2024 yılı hesapları kabul edilmedi. Bu partiler arasında Türkiye Yüzüncü Yıl Partisi, Kızılelma Partisi, Çağdaş Türkiye Partisi, Anadolu Cumhuriyet Partisi, Anahtar Parti, Genç Türkiye Partisi, Hak ve Adalet Partisi, Doğuş Partisi, Türkiye Emekliler Partisi, Sağ Parti ve Ana Yol Partisi de yer alıyor. Umuda Yürüyüş Partisi ile Küresel Adalet ve Liyakat Partisi'nin 2023 ve 2024, Milliyetçi Cumhuriyet Partisi'nin 2022, 2023 ve 2024, Türkiyem Partisi'nin ise 2023 yılı hesapları kabul edilmedi.</p>
<h2>Suç duyurusu kapatma anlamına gelmiyor</h2>
<p>Siyasi Partiler Kanunu, partilerin gelir ve giderlerini belgeye dayandırmasını ve kesin hesaplarını Anayasa Mahkemesi'ne sunmasını zorunlu tutuyor. Mahkeme, kanuna aykırı harcamaların hazineye irat kaydedilmesine karar verebiliyor; belgelendirme yükümlülüğüne aykırılık hâlinde ise ilgili sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuluyor.</p>
<p>Suç duyurusu, parti yöneticilerinin suçlu bulunduğu ya da partinin kapatılacağı anlamına gelmiyor; soruşturma sürecini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yürütecek. Aynı Resmî Gazete'de, siyasi partilerin mali denetimine ilişkin 26 Mart 2026 tarihli 30 ayrı Anayasa Mahkemesi kararı da yayımlandı.</p>]]></content:encoded></item><item><title>12. Yargı Paketi&#x27;nin Kalan Hükümleri 31 Ekim&#x27;de Yürürlükte: E-Duruşmada Islak İmza Kalkıyor</title><link>https://hukukihaberler.com/12-yargi-paketinin-kalan-hukumleri-31-ekimde-yururlukte-e-durusma-vesayet</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/12-yargi-paketinin-kalan-hukumleri-31-ekimde-yururlukte-e-durusma-vesayet</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>31 Temmuz&#x27;da Resmî Gazete&#x27;de yayımlanan 7589 sayılı Kanun&#x27;un (12. Yargı Paketi) yürürlüğü ertelenen üç maddesi 31 Ekim 2026&#x27;da uygulanmaya başlıyor.…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/12-yargi-paketinin-kalan-hukumleri-31-ekimde-yururlukte-e-durusma-vesayet.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/12-yargi-paketinin-kalan-hukumleri-31-ekimde-yururlukte-e-durusma-vesayet.jpg" alt=""></p><p class="lead">31 Temmuz'da Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun'un (12. Yargı Paketi) yürürlüğü ertelenen üç maddesi 31 Ekim 2026'da uygulanmaya başlıyor. E-duruşmaya katılanlar için ıslak imza şartı büyük ölçüde kalkıyor, vesayet altındaki kişilerin malları UYAP üzerinden elektronik ortamda satılacak.</p>
<h2>E-duruşmada imza istisnaları</h2>
<p>Kanunun 22. maddesiyle değiştirilen Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 149. maddesine göre, ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılan taraf ve vekiller için tutanakların ıslak imzayla imzalanması şartı aranmayacak. Ancak ikrar, yemin, davadan feragat, davayı kabul ve sulh gibi hak düşürücü veya sonuç doğurucu işlemler bu kolaylığın dışında tutuldu; bu işlemlerde imza şartı devam edecek.</p>
<h2>Vesayet malları elektronik satışla</h2>
<p>Kanunun 11 ve 12. maddeleriyle Türk Medeni Kanunu'nun 440 ve 444. maddeleri değiştirildi. Buna göre vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satışı UYAP'ın elektronik satış portalı üzerinden yapılacak. Vesayet makamı, taşınmaz satışlarına ilişkin izin taleplerini 10 gün içinde karara bağlayacak. Düzenlemeyle, satışlarda şeffaflığın artırılması ve vesayet altındaki kişilerin mallarının gerçek değerinin altında elden çıkarılmasının önlenmesi amaçlanıyor.</p>
<h2>Paketin diğer hükümleri yürürlükte</h2>
<p>Paketin belirsiz alacak davasını kaldıran, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına istinaf yolunu açan, yasal faizi Merkez Bankası reeskont oranının yüzde 80'ine bağlayan ve idari yargıda tek hâkimle görülecek davaların sınırını 486 bin liraya çıkaran hükümleri 31 Temmuz'dan bu yana uygulanıyor. Uygulamacılar, belirsiz alacak davasına ilişkin derdest dosyalarda geçiş hükmünün yorumlanmasının önümüzdeki dönemde Yargıtay içtihatlarıyla netleşeceğini belirtiyor.</p>
<p>Vesayet dosyalarında görev yapan avukatlar ve vasilerin, 31 Ekim'den itibaren satış izni başvurularını yeni usule göre hazırlaması gerekecek. Sulh hukuk mahkemelerinin elektronik satış sürecine ilişkin uygulama esaslarının Adalet Bakanlığı tarafından duyurulması bekleniyor.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Taksitli Alışverişte Süreleri Artık Ticaret Bakanlığı Belirleyecek: 12 Ay Sınırı Kalktı mı, Tüketici Ne Bilmeli?</title><link>https://hukukihaberler.com/taksitli-alisveriste-sureleri-ticaret-bakanligi-belirleyecek-tuketici-ne-bilmeli</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/taksitli-alisveriste-sureleri-ticaret-bakanligi-belirleyecek-tuketici-ne-bilmeli</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Ekonomi</category><description>Ticaret Bakanlığı, konut dışındaki mal ve hizmetlerin taksitle satışında taksit sürelerini belirleme yetkisini yönetmelik metninden alıp doğrudan kendi…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/taksitli-alisveriste-sureleri-ticaret-bakanligi-belirleyecek-tuketici-ne-bilmeli.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/taksitli-alisveriste-sureleri-ticaret-bakanligi-belirleyecek-tuketici-ne-bilmeli.jpg" alt=""></p><p class="lead">Ticaret Bakanlığı, konut dışındaki mal ve hizmetlerin taksitle satışında taksit sürelerini belirleme yetkisini yönetmelik metninden alıp doğrudan kendi kararlarına bağladı. Değişiklik 15 Ekim 2026 tarihli ve 33401 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girdi. Gün boyu "12 ay taksit sınırı kaldırıldı" başlıklarıyla paylaşılan düzenleme, alışveriş yapanların cebini nasıl etkiliyor? Kısa cevap: Sınırlar kendiliğinden kalkmadı, yalnızca belirlenme yolu değişti.</p>
<h2>Yönetmelikte ne değişti?</h2>
<p>Değişiklik, Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelik'in taksitli satışları düzenleyen 12/B maddesine ilişkin. Maddenin birinci ve ikinci fıkraları yeniden yazıldı; üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırıldı. Eski metinde genel taksit süresinin yanında ürün gruplarına ve tutarlara göre ayrı süreler doğrudan yönetmelikte sayılıyordu. Örneğin 30 Aralık 2021 tarihli Resmî Gazete'de yapılan değişiklikle belirli bir tutarın üzerindeki cep telefonu satışlarında taksit süresi üç ay, yenilenmiş telefonlarda altı ay olarak yazılmıştı. Her güncelleme için yeni bir yönetmelik değişikliği gerekiyordu.</p>
<p>Yeni metne göre Bakanlık, konut satışı dışındaki taksitli mal ve hizmet satışlarında taksit sürelerini belirlemeye ve gerektiğinde ek sınırlamalar getirmeye yetkili. Yetki, kambiyo senedi düzenlensin ya da düzenlenmesin bütün taksitli satışları ve satıştan sonra ücret karşılığında yapılan borç taksitlendirme veya erteleme işlemlerini de kapsıyor. Bakanlığın bu yöndeki kararları resmî internet sitesinde ilan edilecek ve üst meslek kuruluşlarına gönderilecek.</p>
<h2>Bakanlık neden böyle bir yola gitti?</h2>
<p>Bakanlığın açıklamasına göre amaç, kredi kartı, alışveriş kredisi ve tüketici finansman yoluyla yapılan satışlarda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) belirlediği taksit süreleriyle perakendedeki diğer taksitli satış yöntemlerini uyumlu hâle getirmek. Kartla yapılan alışverişte taksit sayısını zaten BDDK belirliyor; bu alandaki kurallar yeni düzenlemeyle değişmedi. Bakanlık, BDDK'nın ileride vereceği kararlara perakende tarafında hızla uyum sağlanacağını da duyurdu. Yani senetli satış, mağaza kartı ya da satıcının kendi taksit planı gibi yöntemlerde süreler bundan sonra yönetmelik değişikliği beklemeden Bakanlık kararıyla ayarlanabilecek.</p>
<h2>İlk karar: Telefonlarda eşik 40 bin liraya çıktı</h2>
<p>Bakanlık yetkiyi aynı gün kullandı. Açıklamaya göre sıfır cep telefonlarında 12 aya kadar taksit uygulanabilecek fiyat sınırı 20 bin liradan 40 bin liraya yükseltildi. Fiyatı 40 bin lira ve altındaki telefonlar 12 aya kadar, üzerindekiler ise eskisi gibi en fazla 3 ay taksitle satılabilecek. Yenilenmiş telefonlarda fiyat sınırı aranmaksızın 12 aya kadar taksit yapılabilecek.</p>
<table class="tablo"><caption>Bakanlığın 15 Ekim 2026 açıklamasına göre taksit süreleri</caption>
<tr><th>Ürün</th><th>Durum</th></tr>
<tr><td>Sıfır cep telefonu, 40 bin TL ve altı</td><td>12 aya kadar taksit (eşik 20 bin TL idi)</td></tr>
<tr><td>Sıfır cep telefonu, 40 bin TL üzeri</td><td>En fazla 3 ay, değişmedi</td></tr>
<tr><td>Yenilenmiş cep telefonu</td><td>Fiyat sınırı olmadan 12 aya kadar</td></tr>
<tr><td>Elektronik, tablet, televizyon, beyaz eşya, mobilya, yurt içi seyahat, taşıt, kuyum</td><td>Mevcut süreler korunuyor</td></tr>
<tr><td>Kredi kartı ve tüketici finansman ile satışlar</td><td>BDDK'nın belirlediği süreler geçerli</td></tr>
</table>
<h2>"12 ay sınırı kalktı" doğru mu?</h2>
<p>Hukuken hayır. Sınır yönetmelik metninden çıkarıldı ama yerini Bakanlık kararına bıraktı. Bakanlık da açıklamasında telefon dışındaki ürün gruplarında sürelerin aynen devam ettiğini belirtti. Bu nedenle bir satıcının "artık sınır yok" diyerek Bakanlığın ilan ettiği sürenin üzerinde taksit yapması, perakende mevzuatına aykırılık oluşturur. Tüketici açısından pratik sonuç şu: Hangi üründe kaç taksit yapılabileceğini öğrenmek için artık yönetmeliğe değil, Bakanlığın internet sitesindeki güncel karara bakmak gerekiyor.</p>
<h2>Taksitle alanın değişmeyen hakları</h2>
<p>Taksit süresine ilişkin yetki el değiştirse de taksitli satış sözleşmesinin temel kuralları 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da duruyor ve bu düzenlemeden etkilenmiyor:</p>
<ul class="liste">
<li><b>Yazılı sözleşme şart (m. 17):</b> Taksitle satış sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. Geçerli sözleşme kurmayan satıcı, bu eksikliği tüketicinin aleyhine ileri süremez.</li>
<li><b>7 günlük cayma hakkı (m. 18):</b> Tüketici yedi gün içinde gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden sözleşmeden cayabilir. Bildirimin bu süre içinde satıcıya yöneltilmiş olması yeterli; tüketiciye bu hakkın bildirildiğini ispat yükü satıcıda.</li>
<li><b>Temerrütte 30 gün (m. 19):</b> Satıcı kalan borcun tamamını ancak tüketici birbirini izleyen en az iki taksidi ya da kalan borcun en az dörtte birini oluşturan bir taksidi ödemezse ve en az 30 gün süre vererek uyarırsa isteyebilir.</li>
<li><b>Erken ödemede indirim (m. 20):</b> Borcun tamamı veya bir kısmı erken ödenirse satıcı, faiz ve komisyon aldıysa ödenen tutar oranında indirim yapmak zorunda.</li>
</ul>
<h2>Sorun yaşarsanız nereye başvurulur?</h2>
<p>Bakanlığın ilan ettiği süreye aykırı satış yapıldığını düşünen tüketici, durumu il ticaret müdürlüğüne veya e-Devlet üzerindeki tüketici şikâyet başvurusu ekranından bildirebilir. Sözleşmeden doğan bir uyuşmazlıkta, örneğin cayma hakkının tanınmaması ya da erken ödemede indirim yapılmaması hâlinde, uyuşmazlık değerine göre tüketici hakem heyetine veya tüketici mahkemesine gidilebilir. Hakem heyetinin bakabileceği parasal sınır her yıl Bakanlık tebliğiyle yeniden belirleniyor. Başvuruda sözleşme, ödeme planı ve satıcıyla yapılan yazışmalar delil olarak saklanmalı.</p>
<p>Bakanlığın bu kararları da birer idari işlem; dolayısıyla yargı denetimine açık. Tüketiciyi ilgilendiren idari düzenlemelerin mahkemeden döndüğü örnekler var: Danıştay, bu yıl Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nde cayma hakkını kısıtlayan bazı hükümleri iptal etmişti. Taksit sürelerinin Bakanlık kararıyla belirlenmesi pratikte hız kazandırsa da bu kararların ilan edildiği tarihin ve içeriğinin açık olması, hem satıcı hem tüketici açısından hukuki güvenliğin ön şartı olacak.</p>]]></content:encoded></item><item><title>YTÜ&#x27;deki Fidye Yazılımı Saldırısı: Verisi Etkilenen Öğrenci ve Personel Hangi Haklara Sahip?</title><link>https://hukukihaberler.com/ytu-fidye-yazilimi-saldirisi-verisi-etkilenen-ogrenci-ve-personelin-haklari</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/ytu-fidye-yazilimi-saldirisi-verisi-etkilenen-ogrenci-ve-personelin-haklari</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Teknoloji</category><description>Yıldız Teknik Üniversitesi&#x27;nin (YTÜ) bilişim altyapısına 1 Ekim&#x27;de düzenlenen fidye yazılımı saldırısı, yeni akademik yılın ilk haftasında öğrencileri…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/ytu-fidye-yazilimi-saldirisi-verisi-etkilenen-ogrenci-ve-personelin-haklari.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/ytu-fidye-yazilimi-saldirisi-verisi-etkilenen-ogrenci-ve-personelin-haklari.jpg" alt=""></p><p class="lead">Yıldız Teknik Üniversitesi'nin (YTÜ) bilişim altyapısına 1 Ekim'de düzenlenen fidye yazılımı saldırısı, yeni akademik yılın ilk haftasında öğrencileri sistemlerden kopardı. Kişisel Verileri Koruma Kurulu 7 Ekim'de yayımladığı duyuruda yaklaşık 140 bin öğrenci ile 4.500 akademik ve idari personelin etkilenmiş olabileceğini açıkladı. Üniversite ise verilerin zarar görmeden kurtarıldığını ve dışarı veri aktarımına rastlanmadığını söylüyor. Peki ihlal bildiriminde adı geçen öğrenci ve çalışanlar ne yapabilir, sorumluluk kimde?</p>
<h2>Kurul duyurusunda neler var?</h2>
<p>Kurul'un 7 Ekim 2026 tarihli ve 2026/2203 sayılı kararıyla internet sitesinde yayımlanan duyuruya göre ihlal 1 Ekim 2026'da başladı ve aynı gün tespit edildi. Veri sorumlusu üniversitenin sanallaştırma altyapısı ve üzerinde çalışan sunucular fidye yazılımından etkilendi. Mevcut kayıtlara göre yaklaşık 140 bin öğrenci ve 4.500 personel etkilenmiş olabilir; tesislere gelen ziyaretçilerin sayısı ise henüz belli değil. Hangi veri kategorilerinin etkilendiği duyuruda "henüz tespit edilemedi" şeklinde yer alıyor.</p>
<p>Euronews Türkçe'ye konuşan üniversite yönetimi, bildirimin kanuni zorunluluk nedeniyle 6 Ekim'de Kurul'a yapıldığını, dokuz gün süren kurtarma çalışmasında yaklaşık 500 TB verinin taranarak geri yüklendiğini ve dışarıya veri aktarım trafiği bulunmadığını belirtti. Üniversite, bu tespitin duyuruya eklenmemesinin kamuoyunda yanlış bir algı yarattığını da savundu. Fidye talebi olup olmadığı ve adli inceleme bulguları ise henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.</p>
<h2>Bildirim yükümlülüğü ne diyor?</h2>
<p>6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 12. maddesinin beşinci fıkrası, işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde veri sorumlusunun bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurul'a bildirmesini öngörüyor. Kurul gerekirse ihlali kendi internet sitesinde ilan edebiliyor; YTÜ duyurusu bu yetkiye dayanıyor. Kurul'un 2019/10 sayılı kararı ise bildirimin gecikmeksizin ve en geç 72 saat içinde yapılmasını, bu süre içinde yapılamazsa gecikmenin sebeplerinin bildirimle birlikte açıklanmasını istiyor. Kurul, bildirim sürecini ve alınan güvenlik önlemlerini kendi incelemesinde değerlendirecek.</p>
<p>Fidye yazılımı vakalarında hukuki tartışma çoğu zaman şu noktada düğümleniyor: Veriler yalnızca şifrelenip erişilemez hâle mi geldi, yoksa kopyalanıp dışarı mı çıkarıldı? Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrası veri sorumlusuna verilere hukuka aykırı erişimi önlemek ve verileri muhafaza etmek için gerekli teknik ve idari tedbirleri alma yükümlülüğü yüklüyor. Bu nedenle verinin dışarı sızmamış olması, güvenlik yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği sorusunu tek başına ortadan kaldırmıyor.</p>
<h2>Öğrenci ve personel ne yapabilir?</h2>
<p>Kanun'un 11. maddesi herkese kendisiyle ilgili veri işlenip işlenmediğini öğrenme, işlenmişse bilgi talep etme, verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme ve kanuna aykırı işleme nedeniyle zarara uğrarsa zararın giderilmesini talep etme hakkı tanıyor. Pratikte izlenecek yol şu:</p>
<ul class="liste">
<li><b>Başvuru:</b> Üniversiteye yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta, güvenli elektronik imza ya da üniversiteye daha önce bildirilen e-posta adresi üzerinden başvurun. Dilekçede ad soyad, imza, T.C. kimlik numarası, adres, varsa e-posta ve talebinizi açıkça yazın. Örneğin "Hangi verilerim ihlalden etkilendi, hangi önlemler alındı?" sorusu sorulabilir.</li>
<li><b>Cevap süresi:</b> Kanun'un 13. maddesine göre veri sorumlusu talebi en geç 30 gün içinde ve kural olarak ücretsiz sonuçlandırmak zorunda.</li>
<li><b>Şikâyet:</b> Başvuru reddedilir, cevap yetersiz kalır ya da süresinde verilmezse 14. madde uyarınca cevabın öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün ve her hâlde başvurudan itibaren 60 gün içinde Kurul'a şikâyet edilebilir. Kurul'a şikâyet için önce veri sorumlusuna başvurmak şart.</li>
<li><b>Önlem:</b> Kurum hesaplarıyla aynı şifreyi kullandığınız diğer hesaplarda şifrenizi değiştirin, iki aşamalı doğrulamayı açın. Üniversite adına gelen, şifre ya da kimlik bilgisi isteyen e-posta ve mesajlara karşı dikkatli olun.</li>
</ul>
<h2>Kamu kurumunda yaptırım farklı işliyor</h2>
<p>6698 sayılı Kanun'un 18. maddesi veri güvenliği yükümlülüğüne aykırılık için idari para cezası öngörüyor. Ancak aynı maddeye göre ihlal bir kamu kurum ve kuruluşunda gerçekleşmişse para cezası verilmiyor; Kurul'un bildirimi üzerine ilgili kurumda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında disiplin hükümlerine göre işlem yapılıyor. YTÜ bir devlet üniversitesi olduğu için olası bir yaptırım bu yolla gündeme gelecek.</p>
<p>Zarara uğradığını düşünen öğrenci veya çalışanın tazminat yolu da adli değil idari yargı. Kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanan zararlarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereği önce idareye başvurmak gerekiyor; başvuru, eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalı. İstek reddedilir veya 30 gün içinde cevap verilmezse idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir. Bu davalarda hizmet kusurunun yanında somut bir zararın, örneğin verinin kötüye kullanılmasından doğan maddi kaybın ya da manevi zararın ispatı belirleyici olacak.</p>
<h2>Saldırganlar için öngörülen cezalar</h2>
<p>Saldırıyı gerçekleştirenler tespit edilirse Türk Ceza Kanunu'ndaki bilişim suçları devreye giriyor. Bir bilişim sistemine hukuka aykırı girmek (TCK 243) bir yıla kadar hapis veya adli para cezası; sistemin işleyişini engellemek veya bozmak (TCK 244/1) bir yıldan beş yıla kadar, sistemdeki verileri bozmak, yok etmek, değiştirmek veya erişilmez kılmak (TCK 244/2) altı aydan üç yıla kadar hapis cezası gerektiriyor. Bu fiiller bir kamu kurum veya kuruluşuna ait sistem üzerinde işlenirse ceza yarı oranında artırılıyor. Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi veya yayılması (TCK 136) ayrıca iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla karşılanıyor. Saldırının failleri ve soruşturma aşamasına ilişkin resmî bir açıklama ise henüz yapılmadı.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Seçim Takvimi 2028 Baharını Gösteriyor: Anayasa Ne Diyor, 360 Oy Neden Belirleyici?</title><link>https://hukukihaberler.com/2028-secimi-icin-mart-nisan-takvimi-anayasa-hangi-yolu-gosteriyor-360-oy</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/2028-secimi-icin-mart-nisan-takvimi-anayasa-hangi-yolu-gosteriyor-360-oy</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Siyaset</category><description>Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 15 Ekim&#x27;de Çankaya Köşkü&#x27;nde gazetecilerin sorularını yanıtlarken…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/2028-secimi-icin-mart-nisan-takvimi-anayasa-hangi-yolu-gosteriyor-360-oy.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/2028-secimi-icin-mart-nisan-takvimi-anayasa-hangi-yolu-gosteriyor-360-oy.jpg" alt=""></p><p class="lead">Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 15 Ekim'de Çankaya Köşkü'nde gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Seçimin 2028 Mart veya Nisan ayında yapılması büyük oranda netleşti" dedi ve "Seçimlere 18 ay kaldı" diye ekledi. Açıklama, seçim takviminin hukuki çerçevesine ilişkin soruları yeniden gündeme taşıdı: Olağan seçim ne zaman, takvimi öne çekmenin yolu ne ve bu yolun adaylık üzerinde nasıl bir sonucu var?</p>
<h2>Uçum ne söyledi?</h2>
<p>Basına yansıyan aktarımlara göre Uçum, 15 Ekim'deki görüşmede seçim takvimiyle birlikte yeni anayasa sürecine de değindi. "1 Ekim 2026 tarihini yeni anayasanın yapım sürecinin başlangıç tarihi olarak belirleyebiliriz" diyen Uçum, yeni anayasa için mutlaka referandum yapılması gerektiğini söyledi. Uçum, 17 Eylül'de yaptığı açıklamada ise Meclis'in "360 milletvekiliyle seçimlerin yenilenmesi kararı" alması hâlinde seçimin 16 Nisan 2028'de yapılabileceğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da "son kez aday" olacağını ifade etmişti. 16 Nisan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni getiren 2017 halkoylamasının yıl dönümü.</p>
<h2>Olağan seçim takvimi</h2>
<p>Anayasa'nın 77. maddesine göre "Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır." Son genel seçim 14 Mayıs 2023'te, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu 28 Mayıs 2023'te yapıldı. Beş yıllık dönem bu hesapla 2028 yılının mayıs ayında doluyor. Mart veya nisan gibi daha erken bir tarih, Anayasa'nın öngördüğü bir yenileme kararını gerektiriyor.</p>
<h2>116. madde: İki ayrı yenileme yolu</h2>
<p>Anayasa'nın 116. maddesi seçimlerin dönem dolmadan yenilenmesi için iki yol tanıyor:</p>
<ul class="liste">
<li><b>Meclis kararıyla:</b> TBMM, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. 600 üyeli Meclis'te bu, en az 360 oy demek. Bu durumda milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri birlikte yapılır.</li>
<li><b>Cumhurbaşkanı kararıyla:</b> Cumhurbaşkanı da seçimlerin yenilenmesine karar verebilir; bu hâlde de iki seçim birlikte yapılır.</li>
</ul>
<p>Her iki durumda da yenileme kararı verilen Meclis ile Cumhurbaşkanının yetkileri, yeniler göreve başlayıncaya kadar devam ediyor. Yeni seçilenlerin görev süresi de beş yıl oluyor.</p>
<h2>Adaylık şartı neden Meclis kararına bağlı?</h2>
<p>Anayasa'nın 101. maddesi "Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir" hükmünü içeriyor. 116. maddenin üçüncü fıkrası ise bu kurala tek bir istisna getiriyor: "Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir." İstisna metinde açıkça Meclis kararına bağlandığı için, yenileme kararını Cumhurbaşkanının kendisinin vermesi hâlinde bu ek adaylık hakkı doğmuyor. Uçum'un 360 oya özellikle vurgu yapmasının nedeni de bu.</p>
<p>Erdoğan'ın görev sürelerinin nasıl hesaplanacağı 2023 seçimleri öncesinde de tartışılmış, Yüksek Seçim Kurulu itirazları reddederek adaylığı kabul etmişti. Bugünkü tartışma ise farklı bir noktada: 2023'te başlayan dönemin ikinci dönem sayılacağı ve yeniden adaylığın ancak Meclis'in yenileme kararıyla mümkün olacağı, iktidar kanadından yapılan açıklamaların da dayandığı çerçeve.</p>
<h2>Meclis aritmetiği</h2>
<p>Euronews Türkçe'nin 18 Eylül tarihli haberinde aktarılan sandalye dağılımına göre AK Parti 280, MHP 46, HÜDA PAR 4 ve DSP 1 milletvekiline sahip; toplam 331. Bu partilerin tamamı yenileme lehine oy kullansa bile 360 eşiğine ulaşmak için en az 29 oy daha gerekiyor. Meclis'te boş sandalyeler bulunsa da Anayasa üye tamsayısını esas aldığı için eşik değişmiyor. Bu nedenle 2028 baharında bir seçim takvimi, iktidar ittifakı dışındaki partilerin bir kısmının ya da bağımsız milletvekillerinin desteğine ihtiyaç duyuyor.</p>
<h2>Yeni anayasa için eşikler</h2>
<p>Uçum'un sözünü ettiği yeni anayasa süreci de Anayasa değişikliklerini düzenleyen 175. maddeye göre belirli oy eşiklerine tabi. Değişiklik teklifinin en az 200 milletvekilinin imzasıyla verilmesi gerekiyor. Teklif gizli oylamada 400 veya daha fazla oyla kabul edilirse Cumhurbaşkanı onu doğrudan yayımlayabilir ya da halkoylamasına sunabilir. 360 ile 399 arasında oyla kabul edilen teklif ise Cumhurbaşkanınca Meclis'e iade edilmezse zorunlu olarak halkoylamasına gidiyor. Yani hem seçimlerin yenilenmesi hem de referanduma gidecek bir anayasa metni için belirleyici sayı aynı: 360.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Fon Skandalında Hangi Suçlar Var? Usulsüz Kazanç Sağlayanı Hangi Ceza Bekliyor</title><link>https://hukukihaberler.com/fon-skandalinda-hangi-suclar-var-usulsuz-kazanc-saglayani-hangi-ceza-bekliyor</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/fon-skandalinda-hangi-suclar-var-usulsuz-kazanc-saglayani-hangi-ceza-bekliyor</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Yaklaşık bir aydır gündemden düşmeyen yatırım fonu krizi, hukuken iki ayrı cephede ilerliyor: SPK gözetimindeki tasfiye ve İstanbul Cumhuriyet…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/fon-skandalinda-hangi-suclar-var-usulsuz-kazanc-saglayani-hangi-ceza-bekliyor.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/fon-skandalinda-hangi-suclar-var-usulsuz-kazanc-saglayani-hangi-ceza-bekliyor.jpg" alt=""></p><p class="lead">Yaklaşık bir aydır gündemden düşmeyen yatırım fonu krizi, hukuken iki ayrı cephede ilerliyor: SPK gözetimindeki tasfiye ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü ceza soruşturmaları. Okurlarımızdan en çok gelen soru ise aynı: Bu olayda hangi suçlar söz konusu, fondan usulsüz para kazananlar hangi cezayla karşılaşabilir, zarar gören yatırımcı ne yapabilir?</p>
<h2>Şu ana kadar ne biliniyor?</h2>
<p>Kriz, eylül başında bazı fonların yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılayamamasıyla görünür hâle geldi. SPK, 17 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketinin yönettiği 131 fonun tasfiyesine karar verdi; süreci yürütmek üzere iki kamu bankası yetkilendirildi ve tasfiye süresi daha sonra üç aydan altı aya uzatıldı. Krizden etkilenen bireysel yatırımcı sayısı 455 binin üzerinde.</p>
<p>Ceza tarafında Başsavcılık, Borsa İstanbul'daki bazı hisselerin fonlar ve portföy şirketleri üzerinden manipüle edildiği iddiasıyla dört ayrı soruşturma yürütüyor. Basına yansıyan bilgilere göre şüpheli sayısı 296'ya ulaştı; 109 kişinin hesaplarındaki sermaye piyasası araçları donduruldu ve malvarlığını azaltan işlemleri savcılık onayına bağlandı. Savcılığa göre bir holding hissesinin fiyatı 1 Ağustos 2025'teki 12–16 lira bandından 15 Eylül 2026'da 230 liraya çıkarıldı; şirketin piyasa değeri bu dönemde yaklaşık 117 milyar lira arttı. Maliye Bakanı da 15 Ekim'de eski SPK Başkanı hakkında "görevi kötüye kullanma" iddiasıyla soruşturma izni verdi.</p>
<p>Aşağıdaki değerlendirme, kamuya açık bilgiler ve yürürlükteki mevzuat üzerinden yapılmıştır. Şüphelilerin hukuki durumu henüz soruşturma aşamasında olup, hiçbir kişi hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamaktadır; masumiyet karinesi geçerlidir.</p>
<h2>1. Piyasa dolandırıcılığı: Soruşturmanın ana suçu</h2>
<p>Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi iki ayrı suç tanımlıyor. <b>İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığı</b> (107/1), sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine veya arz ve talebine ilişkin yanlış ya da yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım satım yaparak menfaat sağlamayı cezalandırıyor. Savcılığın iddia ettiği tablo -hisselerin ilişkili kişiler aracılığıyla düşük fiyattan toplanması, yapay alımlarla fiyatın yükseltilmesi ve zirvede fonlara satılması- tam olarak bu suç tipinin tarif ettiği davranış.</p>
<p><b>Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı</b> (107/2) ise yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi, söylenti, haber ya da yorum yayarak fiyatları etkilemeye ve menfaat sağlamaya yönelik. Sosyal medya hesapları ya da "hedef fiyat" paylaşımları üzerinden yatırımcı yönlendirildiği tespit edilirse bu hüküm de gündeme gelecek.</p>
<p>Kanunda ayrıca etkin pişmanlık hükmü var: İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığında fail, elde ettiği menfaatin iki katını kanunda belirtilen alt sınırın altında kalmamak üzere öderse, ödemenin zamanına göre cezadan kurtulabiliyor veya ciddi indirim alabiliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde bazı şüphelilerin ödeme yoluna gitmesi şaşırtıcı olmayacak.</p>
<h2>2. Sermaye piyasasında güveni kötüye kullanma</h2>
<p>Fon yöneticisinin, yönettiği fonun parasıyla değeri şişirilmiş hisseleri bilerek alması, fon yatırımcılarının parasının başkaları lehine kullanılması anlamına gelir. SPKn 110. madde, yatırım kuruluşları ve kolektif yatırım kuruluşlarının yöneticileri ile çalışanlarının kendilerine tevdi edilen para ve varlıkları amacı dışında kullanmalarını ayrıca cezalandırıyor. Bu suçta ceza, TCK'daki nitelikli güveni kötüye kullanma hükmüne yollamayla belirleniyor ve hapis cezası üç yıldan az olamıyor. Kanun ayrıca fonla ilişkili kişiler arasında emsallere aykırı işlemlerle yapılan "örtülü kazanç aktarımında" aktarılan tutarın faiziyle birlikte fona iadesini öngörüyor.</p>
<h2>3. Nitelikli dolandırıcılık ve örgüt isnadı</h2>
<p>Savcılık, sevk yazılarında piyasa dolandırıcılığının yanında TCK 158'deki nitelikli dolandırıcılık ve suç örgütü kavramlarını da kullandı. Nitelikli dolandırıcılığın temel cezası 3 ila 10 yıl hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası. Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi ceza artırımı sebebi; bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ise daha yüksek bir artırımı gerektiriyor. Örgüt kurma veya yönetme (TCK 220) ayrıca 5–10 yıl, örgüte üye olma 2–5 yıl hapis cezası gerektiren bağımsız bir suç.</p>
<p>Burada önemli bir hukuki tartışma bekleniyor: Aynı eylem hem SPKn 107 hem TCK 158 kapsamına girdiğinde hangi hükmün uygulanacağı. Özel kanun hükmünün öncelikli olduğu görüşü ile fiilin yatırımcıyı aldatmaya yönelik kısmının ayrıca dolandırıcılık oluşturduğu görüşü yargılama sürecinde çatışacak; bu tercih verilecek cezaların üst sınırını doğrudan belirleyecek.</p>
<h2>4. Aklama: Paranın izini sürmek</h2>
<p>Manipülasyondan elde edildiği iddia edilen kazancın şirketler, akrabalar veya yurt dışı hesaplar aracılığıyla gizlenmesi TCK 282'deki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu oluşturabilir: 3–7 yıl hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası. MASAK'tan holdinglerin ve yöneticilerinin mali verilerinin istenmesi, soruşturmanın bu ayağının da işletildiğini gösteriyor.</p>
<table class="tablo"><caption>Gündemdeki suçlar ve kanundaki cezalar</caption>
<thead><tr><th>Suç</th><th>Dayanak</th><th>Hapis</th><th>Adli para cezası</th></tr></thead>
<tbody>
<tr><td>İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığı</td><td>SPKn 107/1</td><td>3–5 yıl</td><td>5.000–10.000 gün; menfaatten az olamaz</td></tr>
<tr><td>Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı</td><td>SPKn 107/2</td><td>3–5 yıl</td><td>5.000 güne kadar</td></tr>
<tr><td>Güveni kötüye kullanma (fon varlıkları)</td><td>SPKn 110</td><td>en az 3 yıl</td><td>TCK 155/2'ye göre</td></tr>
<tr><td>Nitelikli dolandırıcılık</td><td>TCK 158</td><td>3–10 yıl (+artırım)</td><td>5.000 güne kadar</td></tr>
<tr><td>Örgüt kurma / yönetme</td><td>TCK 220/1</td><td>5–10 yıl</td><td>-</td></tr>
<tr><td>Örgüt üyeliği</td><td>TCK 220/2</td><td>2–5 yıl</td><td>-</td></tr>
<tr><td>Aklama</td><td>TCK 282</td><td>3–7 yıl</td><td>20.000 güne kadar</td></tr>
</tbody></table>
<h2>"Fondan para kazanan" herkes suçlu mu?</h2>
<p>Hayır. Sosyal medyada sıkça karıştırılan bir nokta bu. Fon payı alıp krizden önce satarak kâr eden sıradan yatırımcının, usulsüzlükten haberi yoksa ceza sorumluluğu yok. Ceza hukukunda sorumluluk için fiile kasten katılmak gerekir. Bununla birlikte, manipüle edildiğini bilerek hisse alıp satan, kendi hesabını "paravan" olarak kullandıran ya da suçtan geldiğini bildiği parayı kabul eden kişiler için durum farklı. Bu kişiler, rollerine göre suça iştirakten ya da aklama suçunun "bilerek kabul etme" biçiminden sorumlu tutulabilir. Ayrıca mahkûmiyet hâlinde suçtan elde edilen kazanç, TCK 55 uyarınca kimin elinde olursa olsun müsadere edilebiliyor.</p>
<h2>Zarar gören yatırımcı ne yapabilir?</h2>
<ul class="liste">
<li><b>Tasfiye sürecini takip edin:</b> Tasfiye kendi varlıklarıyla finanse ediliyor. Meclis'teki <a href="/fon-tasfiyesi-kanun-teklifi-mecliste-yatirimciya-1-milyon-lira">fon tasfiyesi kanun teklifi</a> yasalaşırsa yatırımcılara 1 milyon liraya kadar ara ödeme imkânı doğacak.</li>
<li><b>Şikâyet ve katılma:</b> TCK kapsamındaki suçlar bakımından savcılığa şikâyette bulunulabilir; kamu davası açılırsa zarar gören yatırımcı davaya katılan olarak dahil olabilir.</li>
<li><b>Tazminat davası:</b> Portföy yönetim şirketi, çalışanlarının fiillerinden sorumlu. Kusur ve zarar arasındaki illiyet bağı ispatlanırsa genel mahkemelerde tazminat istenebilir. Haksız fiile dayalı taleplerde zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süreye dikkat edilmeli.</li>
<li><b>Yatırımcı Tazmin Merkezi'nin sınırı:</b> Bu mekanizma yalnızca aracı kurumun yatırımcıya ait nakit veya sermaye piyasası aracını iade edememesi hâlini karşılıyor; fiyat düşüşünden doğan kayıplar kapsam dışında.</li>
</ul>
<h2>Değerlendirme: Denetim de yargılanacak</h2>
<p>Eski SPK Başkanı hakkında verilen soruşturma izni, dosyanın yalnızca fon yöneticileriyle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. SPK yöneticileri hakkındaki görev suçlarına ilişkin soruşturmalar, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 133. maddesi gereği bakan iznine bağlı; bu iznin verilmiş olması, denetim zafiyeti iddiasının da yargı önüne taşınacağı anlamına geliyor. Bu dosya, Türkiye'de sermaye piyasası suçlarına ilişkin içtihadı uzun süre şekillendirecek kapsamda. Ancak hangi fiilin hangi suç tipine gireceği, ancak iddianame ve yargılama sonucunda netleşecek.</p>]]></content:encoded></item><item><title>İstanbul Selinde Zarar Gören Araç, Ev ve İş Yeri Sahipleri Ne Yapmalı? Hukuki Haklar Rehberi</title><link>https://hukukihaberler.com/istanbul-selinde-zarar-goren-arac-ev-ve-isyeri-sahiplerinin-hukuki-haklari</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/istanbul-selinde-zarar-goren-arac-ev-ve-isyeri-sahiplerinin-hukuki-haklari</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>14 Ekim&#x27;de İstanbul&#x27;da sabahtan akşama kadar süren sağanak, kentte binlerce su baskınına, heyelanlara ve iki kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı.…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/istanbul-selinde-zarar-goren-arac-ev-ve-isyeri-sahiplerinin-hukuki-haklari.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/istanbul-selinde-zarar-goren-arac-ev-ve-isyeri-sahiplerinin-hukuki-haklari.jpg" alt=""></p><p class="lead">14 Ekim'de İstanbul'da sabahtan akşama kadar süren sağanak, kentte binlerce su baskınına, heyelanlara ve iki kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Sosyal medyada gün boyu gündemin ilk sırasında kalan selin ardından en çok sorulan sorular hukuki: Suya gömülen aracın parasını kim ödeyecek, evi ve dükkânı su basanlar nereye başvuracak, belediyeye dava açılabilir mi?</p>
<h2>Selin bilançosu</h2>
<p>Valilik verilerine göre 14 Ekim akşamına kadar 1.277 su baskını, 15 heyelan ve 47 mahsur kalma vakası yaşandı; 808 konut, 280 iş yeri ve 76 aracın zarar gördüğü bildirildi. Beykoz, Sarıyer ve Eyüpsultan'da metrekareye 200 kilogramın üzerinde yağış ölçüldü; Vali, bunun 1942'den bu yana en yüksek değer olduğunu açıkladı. Fatih'te 14 yaşındaki bir çocuk su birikintisinde elektrik akımına kapılarak, Sarıyer Ayazağa'da ise 34 yaşındaki bir kişi düşerek hayatını kaybetti; her iki ölümle ilgili soruşturma başlatıldı. Okullar 15 ve 16 Ekim'de tatil edildi, hasar tespit komisyonları çalışmaya başladı.</p>
<h2>Araç sahipleri: Kasko öder mi?</h2>
<p>Selde zarar gören aracın masrafını karşılayabilecek temel güvence kasko poliçesi. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre "sel ve su baskını ile meydana gelen zararlar" ancak ek sözleşmeyle teminat altına alınabiliyor. Piyasadaki genişletilmiş kasko poliçelerinin çoğu bu teminatı içeriyor; yine de poliçenin "ek teminatlar" bölümüne bakmak gerekiyor. Zorunlu trafik sigortası ise yalnızca üçüncü kişilere verilen zararı karşıladığı için kendi aracınızdaki sel hasarını ödemiyor.</p>
<p>Uyuşmazlıkların en sık yaşandığı konu motor hasarı. Su dolu yolda aracı çalıştırmaya veya ilerletmeye devam eden sürücünün motoru "su çekerse", sigorta şirketleri bunu sigortalının özen yükümlülüğüne aykırılık olarak görüp ödemeden kaçınabiliyor. Bu nedenle su altında kalan aracın motoru çalıştırılmamalı, araç çekiciyle servise götürülmeli.</p>
<h2>Konut ve iş yerleri: DASK kapsamaz</h2>
<p>Zorunlu deprem sigortası (DASK) yalnızca deprem ve depremin doğrudan neden olduğu zararları karşılıyor; sel hasarı kapsam dışında. Ev ve iş yerleri için bakılması gereken poliçe konut veya iş yeri sigortası. Yangın sigortası genel şartlarında sel ve su baskını da ek teminat olarak düzenlendiğinden poliçede ayrıca yer alması gerekiyor. İş yerleri için emtia, demirbaş ve -poliçede varsa- "kâr kaybı" teminatları ayrı ayrı değerlendiriliyor. Hasar tespit tutanağı, fotoğraflar ve faturalar mutlaka saklanmalı.</p>
<p>Kiracılar açısından da durum net: Selden sonra kullanılamaz hâle gelen veya ayıplı duruma düşen konutta, kiraya veren ayıbı gidermekle yükümlü. Ayıp giderilmezse kiracı Türk Borçlar Kanunu uyarınca kira bedelinden indirim isteyebiliyor; ağır ayıp hâlinde sözleşmeyi feshedebiliyor. Kiracının kendi eşyaları ise ancak kendi konut/eşya sigortasıyla güvence altında.</p>
<h2>Belediyeye dava açılabilir mi?</h2>
<p>Evet, ama her selde değil. İdare hukukunda kamu idaresi, altyapı ve drenaj gibi hizmetleri gereği gibi kurmadığı, bakımını yapmadığı ya da geç işlettiği için ortaya çıkan zarardan "hizmet kusuru" esasına göre sorumlu. Yıllardır su basan ama önlem alınmayan alt geçitler, tıkalı ızgaralar veya dere yataklarına izin verilen yapılaşma bu kusurun tipik örnekleri. İdareler ise bu tür davalarda yağışın olağanüstü ve öngörülemez olduğunu, yani mücbir sebep bulunduğunu savunuyor. İstanbul'daki yağışın 84 yıllık rekor olması bu savunmayı güçlendirecek; ancak aynı noktada daha önce de su baskını yaşandığını ve şikâyet edildiğini gösteren kayıtlar, mahkemenin değerlendirmesini değiştirebiliyor.</p>
<p>Usul sırası şöyle: İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine göre zarar gören kişi, zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde ilgili belediye ya da idareye başvurmalı. Başvuru reddedilirse veya 60 gün içinde cevap verilmezse, 60 gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılabiliyor. Sigortadan ödeme alınmışsa sigorta şirketi ödediği tutar için idareye rücu edebiliyor; sigortalı ise yalnızca karşılanmayan zararı (örneğin değer kaybını) talep edebiliyor.</p>
<h2>Selden dolayı işe gidemeyen işçi ücret alır mı?</h2>
<p>Okulların tatil edildiği, bazı yolların kapandığı ve toplu taşımanın aksadığı günlerde işe gidemeyen çalışanlar için 4857 sayılı İş Kanunu'nda özel bir hüküm var. İşçinin çalıştığı yerde onu çalışmaktan alıkoyan "zorlayıcı sebep" ortaya çıktığında, işçi çalışamadığı her gün için bir haftaya kadar yarım ücret almaya hak kazanıyor. İş yerinin kendisi su baskını nedeniyle faaliyete ara verirse, işverenin de aynı süre için yarım ücret ödeme yükümlülüğü bulunuyor. Zorlayıcı sebep bir haftadan uzun sürerse taraflara iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkânı tanınıyor. Kamu çalışanlarında ise Valilik yalnızca hamile, engelli ve küçük çocuk sahibi bazı personele idari izin verdi.</p>
<h2>Destek ve vergi ertelemesi gündeme gelebilir</h2>
<p>Vali, hasar tespit çalışmalarının pazartesiye kadar tamamlanacağını ve yardım planının ardından açıklanacağını söyledi. Bölge "genel hayata etkili afet bölgesi" ilan edilirse 7269 sayılı Kanun kapsamındaki yardımlar; Gelir İdaresi'nin mücbir sebep ilan etmesi hâlinde ise vergi beyan ve ödeme sürelerinin ertelenmesi gündeme gelecek. Bu kararlar alındığında sitemizde ayrıca duyurulacak.</p>
<h2>Kontrol listesi: İlk 7 gün</h2>
<ul class="liste">
<li>Hasarı tarih ve saatli fotoğraf ve videoyla belgeleyin; aracı veya eşyayı hemen atmayın.</li>
<li>Sigorta şirketinize en geç 5 iş günü içinde yazılı bildirimde bulunun, eksper raporunu bekleyin.</li>
<li>Muhtarlık, belediye veya AFAD'ın hasar tespit tutanağını mutlaka alın.</li>
<li>Bölgede daha önce yaşanan su baskınlarına ilişkin CİMER, belediye başvurusu ve haber kayıtlarını toplayın; bunlar dava açarsanız kusurun ispatında kullanılacak.</li>
<li>Kira sözleşmesi varsa ev sahibine ayıp bildirimini yazılı (tercihen noter veya e-posta) yapın.</li>
</ul>]]></content:encoded></item><item><title>Pasaportu İptal Edilen Kamu Görevlisi Doktora Yapamadı: AYM&#x27;den İhlal Kararı</title><link>https://hukukihaberler.com/pasaportu-iptal-edilen-kamu-gorevlisi-doktora-yapamadi-aymden-ihlal-karari</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/pasaportu-iptal-edilen-kamu-gorevlisi-doktora-yapamadi-aymden-ihlal-karari</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Anayasa Mahkemesi</category><description>Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, hakkındaki disiplin ve ceza soruşturmaları gerekçe gösterilerek pasaportu iptal edilen ve bu yüzden yurt dışında kazandığı…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/pasaportu-iptal-edilen-kamu-gorevlisi-doktora-yapamadi-aymden-ihlal-karari.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/pasaportu-iptal-edilen-kamu-gorevlisi-doktora-yapamadi-aymden-ihlal-karari.jpg" alt=""></p><p class="lead">Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, hakkındaki disiplin ve ceza soruşturmaları gerekçe gösterilerek pasaportu iptal edilen ve bu yüzden yurt dışında kazandığı doktora programına başlayamayan kamu görevlisinin başvurusunda, hem özel hayata saygı hakkının hem de eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verdi.</p>
<p>Genel Kurul'da 8 Ekim 2026'da görüşülen başvurunun sonucu 12 Ekim'de duyuruldu. Başvurucu, yurt dışındaki bir üniversitenin doktora programına kabul edilmiş; ancak idare, sürmekte olan disiplin ve ceza soruşturmalarını gerekçe göstererek pasaportunu iptal etmişti. Başvurucu, bu işlem nedeniyle eğitimine başlayamadığını belirterek iç hukuk yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.</p>
<h2>İki ayrı ihlal</h2>
<p>Yüksek Mahkeme, başvurunun her iki şikâyet yönünden de kabul edilebilir olduğuna hükmetti. Kararda, henüz sonuçlanmamış soruşturmalara dayanılarak pasaportun iptal edilmesinin Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkını; başvurucunun kabul edildiği doktora programına devam edememesinin ise Anayasa'nın 42. maddesindeki eğitim hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldı. Kararın gerekçesi henüz Resmî Gazete'de yayımlanmadı.</p>
<h2>Pasaport kısıtlamalarında içtihat çizgisi</h2>
<p>Anayasa Mahkemesi'nin pasaport tedbirlerine ilişkin denetimi yeni değil. Mahkeme, 24 Temmuz 2019 tarihli kararıyla 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun 22. maddesi ile ek 7. maddesinde yer alan, hakkında soruşturma ya da kovuşturma bulunmayan kişilerin pasaportlarının hâkim kararı olmaksızın bakanlıkça iptal edilebilmesine imkân tanıyan hükmü, seyahat hürriyetini düzenleyen Anayasa'nın 23. maddesine aykırı bularak iptal etmişti. Kasım 2024'te ise İçişleri Bakanlığı'nca "genel güvenlik bakımından sakıncalı" görülen kişilere pasaport verilmemesine ilişkin hüküm aynı gerekçeyle iptal edilmişti.</p>
<p>Son karar, bu çizgiyi bir adım ileri taşıyor: Soruşturma bulunsa bile, tedbirin somut olayda hangi amaca hizmet ettiğinin ve kişinin eğitim gibi temel bir hakkına etkisinin idare ve mahkemelerce tartılması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<h2>Uygulamaya etkisi</h2>
<p>Kamu görevlileri hakkında yürütülen soruşturmalarda pasaport tedbiri, özellikle 2016 sonrasında yaygın biçimde uygulandı. Hukukçular, kararın yurt dışında eğitim, tedavi veya iş amacıyla seyahat etmesi engellenen kişilerin derdest davalarında doğrudan dayanak oluşturacağını; idarenin pasaport iptali kararlarında ölçülülük denetimini daha sıkı yapmak zorunda kalacağını belirtiyor. Gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte benzer başvurular için emsal niteliği netleşecek.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Yargıtay: Uyarılmasına Rağmen Bir Günde 45 Mesaj Atan Sanığa Verilen Ceza Onandı</title><link>https://hukukihaberler.com/yargitay-uyarilmasina-ragmen-bir-gunde-45-mesaj-atan-sanik-cezalandirildi</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/yargitay-uyarilmasina-ragmen-bir-gunde-45-mesaj-atan-sanik-cezalandirildi</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Yargıtay</category><description>Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kendisiyle iletişim kurulmasını istemediğini açıkça bildiren akrabasına bir gün içinde 45 mesaj gönderen sanığın &quot;kişilerin…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/yargitay-uyarilmasina-ragmen-bir-gunde-45-mesaj-atan-sanik-cezalandirildi.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/yargitay-uyarilmasina-ragmen-bir-gunde-45-mesaj-atan-sanik-cezalandirildi.jpg" alt=""></p><p class="lead">Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kendisiyle iletişim kurulmasını istemediğini açıkça bildiren akrabasına bir gün içinde 45 mesaj gönderen sanığın "kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçundan cezalandırılmasına ilişkin kararı oy birliğiyle onadı.</p>
<p>İzmir'de yaşanan olayda sanık, akrabası olan bir kadına telefon rehberinde kayıtlı olmayan bir numaradan aynı gün içinde 45 mesaj gönderdi. Kadın, kendisiyle iletişime geçilmesini istemediğini daha önce açıkça bildirmesine rağmen mesajlar devam etti ve şikâyetçi oldu.</p>
<h2>İstinaf "ısrar unsuru yok" dedi</h2>
<p>İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi sanığı 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi ise suçun "ısrar" unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle bu kararı kaldırarak sanığın beraatine hükmetti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesi, mağdurun uyarısına rağmen gönderilen 45 mesajın suçu oluşturduğunu belirterek beraat kararını bozdu.</p>
<h2>Yeniden 2 ay 15 gün hapis</h2>
<p>Bozma kararı üzerine yeniden yargılama yapan istinaf dairesi, sanığa yine 2 ay 15 gün hapis cezası verdi. Sanık avukatı, müvekkilinin yalnızca hatır sormak istediğini ve rahatsız etme kastı bulunmadığını savundu. Temyiz incelemesinde hukuka aykırılık bulmayan Yargıtay, kararı oy birliğiyle onadı.</p>
<p>Türk Ceza Kanunu'nun 123. maddesi, sırf huzur ve sükununu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon etme, gürültü yapma veya hukuka aykırı başka bir davranışta bulunmayı suç olarak tanımlıyor. 2022'de eklenen 123/A maddesiyle ayrıca "ısrarlı takip" suçu düzenlenmişti. Karar, mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılan rahatsız edici iletişimlerde mağdurun açık uyarısının ve mesajların yoğunluğunun ısrar unsuru bakımından belirleyici olduğunu gösteriyor.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Yargıtay: Çalışma Şartları Ağırlaştırılan Banka Çalışanı Kıdem Tazminatı Alabilir</title><link>https://hukukihaberler.com/yargitay-calisma-sartlari-agirlastirilan-banka-calisanina-kidem-tazminati</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/yargitay-calisma-sartlari-agirlastirilan-banka-calisanina-kidem-tazminati</guid><pubDate>Tue, 13 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Yargıtay</category><description>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, daha düşük statülü bir göreve atanan ve kilometrelerce uzaktaki şubelere sürekli görevlendirileceği bildirilen banka…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/yargitay-calisma-sartlari-agirlastirilan-banka-calisanina-kidem-tazminati.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/yargitay-calisma-sartlari-agirlastirilan-banka-calisanina-kidem-tazminati.jpg" alt=""></p><p class="lead">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, daha düşük statülü bir göreve atanan ve kilometrelerce uzaktaki şubelere sürekli görevlendirileceği bildirilen banka çalışanının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğine ve kıdem tazminatına hak kazandığına ilişkin kararı onadı.</p>
<p>Özel bir bankanın şubesinde bireysel bankacılık yönetici yardımcısı olarak çalışan kişi, daha düşük statüdeki bireysel müşteri ilişkileri yönetici yardımcılığı kadrosuna atandı. Ardından bankanın farklı şubelerinde günlük ve haftalık periyotlarla çalışmaya yönlendirildi; 52 kilometre uzaklıktaki bir şubeye gönderildi ve bu görevlendirmelerin sürekli olacağı kendisine bildirildi. 16 yıl çalıştığı bankadan haklı nedenle ayrılan çalışan, kıdem tazminatı talebiyle iş mahkemesine başvurdu.</p>
<h2>"Yönetim hakkı sınırsız değil"</h2>
<p>İlk derece mahkemesi, çalışanın sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ve kıdem tazminatına hak kazandığını kabul etti. Bankanın istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, işverenin genişletilmiş yönetim hakkının sınırsız olmadığını, bu hakkın objektif ölçütlere uygun kullanılması gerektiğini vurguladı; bankanın görevlendirmelerin gerekçesini ispat edemediğini belirterek başvuruyu esastan reddetti. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de kararı onadı.</p>
<h2>Esaslı değişiklik ve işçinin hakları</h2>
<p>4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesine göre işveren, iş sözleşmesiyle belirlenen çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak işçiye yazılı bildirerek ve işçinin yazılı onayını alarak yapabiliyor. Karar, işverenin çalışma koşullarını hukuka aykırı biçimde ağırlaştırması hâlinde işçinin kendi isteğiyle ayrılmış olsa bile kıdem tazminatına hak kazanabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Uzmanlar, çalışanların bu tür durumlarda fesih bildiriminde gerekçeyi açıkça yazmasının ve görevlendirme yazılarını saklamasının ispat bakımından önem taşıdığını belirtiyor. 16 yıllık kıdem söz konusu olduğunda tutarın yüksek olabileceğine dikkat çeken uygulamacılar, <a href="https://yagmurtahtasiz.com/araclar/kidem-tazminati-hesaplama.html">kıdem tazminatı hesaplamasında</a> tavan ve giydirilmiş brüt ücretin esas alındığını hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Elektronik Tebligatta Yeni Dönem: 596 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği Yayımlandı</title><link>https://hukukihaberler.com/e-tebligat-zorunlulugunda-yeni-donem-vuk-596-sira-no-teblig</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/e-tebligat-zorunlulugunda-yeni-donem-vuk-596-sira-no-teblig</guid><pubDate>Sun, 11 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Diğer</category><description>Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 596) bugünkü Resmî Gazete&#x27;de yayımlandı. Tebliğ, 7587 sayılı Kanun&#x27;la yeniden düzenlenen VUK&#x27;un 107/A maddesi…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/e-tebligat-zorunlulugunda-yeni-donem-vuk-596-sira-no-teblig.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/e-tebligat-zorunlulugunda-yeni-donem-vuk-596-sira-no-teblig.jpg" alt=""></p><p class="lead">Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 596) bugünkü Resmî Gazete'de yayımlandı. Tebliğ, 7587 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen VUK'un 107/A maddesi kapsamındaki elektronik tebligat sisteminin uygulama esaslarını belirliyor. Henüz sisteme dahil olmayan yükümlüler için son başvuru tarihi 30 Kasım 2026.</p>
<p>1 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7587 sayılı Kanun'la, elektronik tebligatın kapsamı ve zorunluluk hâlleri bakanlık tebliğinden çıkarılarak doğrudan kanunda düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesi daha önce Bakanlığa tanınan düzenleme yetkisini iptal etmiş, iptal kararının 3 Ocak 2027'de yürürlüğe girmesine hükmetmişti. Yeni tebliğ, 456 Sıra No.lu Tebliğ'in yerini alıyor.</p>
<h2>Kimler zorunlu?</h2>
<p>Kurumlar vergisi mükellefleri, ticari, zirai veya mesleki kazancı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri, kollektif ve adi komandit şirketler, ÖTV (II) sayılı listedeki malların ilk iktisabında kayıt yaptıranlar ile tüzel kişiliği bulunmayan teşekküller elektronik tebligat sistemine dahil olmak zorunda. Basit usuldeki mükellefler, gelir vergisinden muaf esnaf ve gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler başka bir sebep yoksa zorunlu değil; ancak isteğe bağlı olarak katılabilecek.</p>
<h2>Beşinci gün kuralı değişmedi</h2>
<p>Elektronik ortamda gönderilen belge, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacak; belgenin açılıp açılmaması sonucu değiştirmeyecek. Örneğin 14 Ekim 2026'da elektronik adrese ulaşan bir belge, 19 Ekim 2026 günü sonunda tebliğ edilmiş sayılacak. Bu kural, vergi ziyaı ve dava açma süreleri bakımından kritik önem taşıyor.</p>
<h2>Süreler ve ceza</h2>
<p>Yeni işe başlayan zorunlu mükellefler faaliyete başladıkları tarihten itibaren 15 gün içinde, sonradan kapsama girenler ise zorunluluğun doğduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar başvuracak. Hâlihazırda sistemde olanların yeniden başvurmasına gerek yok. Başvurular Dijital Vergi Dairesi üzerinden yapılabilecek. Zorunlu olduğu hâlde sisteme dahil olmayanlara VUK'un mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası uygulanabilecek.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Sosyal Medyada 15 Yaş Sınırı: Yaş Doğrulama Yönetmeliği Resmî Gazete&#x27;de</title><link>https://hukukihaberler.com/sosyal-medyada-15-yas-siniri-yonetmeligi-resmi-gazetede</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/sosyal-medyada-15-yas-siniri-yonetmeligi-resmi-gazetede</guid><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Teknoloji</category><description>Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik bugünkü Resmî Gazete&#x27;de yayımlandı. 1…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/sosyal-medyada-15-yas-siniri-yonetmeligi-resmi-gazetede.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/sosyal-medyada-15-yas-siniri-yonetmeligi-resmi-gazetede.jpg" alt=""></p><p class="lead">Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik bugünkü Resmî Gazete'de yayımlandı. 1 Kasım 2026'da yürürlüğe girecek yönetmelikle 15 yaşından küçüklere sosyal ağ hizmeti sunulması yasaklanıyor.</p>
<p>Yönetmeliğe göre 15 yaşını doldurmamış çocuklar sosyal ağ hizmetlerinden yararlanamayacak. 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşından küçük kullanıcılar ise hizmetleri kullanabilecek, ancak çocuklara özgü kurallara tabi olacak.</p>
<h2>e-Devlet üzerinden yaş doğrulama</h2>
<p>Yaş doğrulaması e-Devlet üzerinden yapılacak. Kullanıcı bir doğrulama anahtarı talep edecek, bunu platforma yükleyecek; platform da anahtarın Başkanlık tarafından üretildiğini teyit edecek. Anahtar kimlik bilgisi değil, yalnızca 15 ve 18 yaş eşiklerine ilişkin bilgi içerecek. Doğrulanmış bir hesabın yaş aralığı dışında kullanıldığına dair makul şüphe olması hâlinde platform yeniden doğrulama yapacak. Türkiye'de geçici olarak bulunan yabancılar pasaporta dayalı bir anahtar alabilecek.</p>
<h2>Çocuk hesaplarına sıkı kurallar</h2>
<p>15–18 yaş arasındaki kullanıcıların hesapları varsayılan olarak gizli olacak; takipçi bilgileri başkalarına gösterilmeyecek, mesajlaşma yalnızca çocuğun takip ettiği hesaplarla sınırlı tutulacak. Canlı yayın, rehber senkronizasyonu, sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma kapatılacak; profilleme ve kişiselleştirilmiş reklam yapılamayacak. Platformlar; hesap ayarları, satın alma onayı, harcama limiti, kullanım süresi ve konum paylaşımını kapsayan ebeveyn denetim araçları sunmak zorunda olacak.</p>
<h2>Mevcut hesaplar için son tarih 31 Mart 2027</h2>
<p>Platformlar mevcut hesapları 31 Mart 2027'ye kadar en az bir kez doğrulayacak; 15 yaş altındaki çocuklara ait hesaplar bildirimle kapatılacak. Kullanıcılar için ücretsiz, Türkçe ve insan denetimli bir itiraz mekanizması kurulacak. Yükümlülüklere uymayan platformlara, makul bir düzeltme süresi tanındıktan sonra 5651 sayılı Kanun'un ek 4. maddesindeki yaptırımlar uygulanacak.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Fon Tasfiyesi Kanun Teklifi Meclis&#x27;te: Yatırımcıya 1 Milyon Liraya Kadar Ara Ödeme</title><link>https://hukukihaberler.com/fon-tasfiyesi-kanun-teklifi-mecliste-yatirimciya-1-milyon-lira</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/fon-tasfiyesi-kanun-teklifi-mecliste-yatirimciya-1-milyon-lira</guid><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Siyaset</category><description>AK Parti, Sermaye Piyasası Kurulu&#x27;nun tasfiyesine karar verdiği yatırım fonlarındaki yatırımcılara ara ödeme yapılmasını ve tasfiye sürecinin yeniden…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/fon-tasfiyesi-kanun-teklifi-mecliste-yatirimciya-1-milyon-lira.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/fon-tasfiyesi-kanun-teklifi-mecliste-yatirimciya-1-milyon-lira.jpg" alt=""></p><p class="lead">AK Parti, Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasfiyesine karar verdiği yatırım fonlarındaki yatırımcılara ara ödeme yapılmasını ve tasfiye sürecinin yeniden düzenlenmesini öngören dokuz maddelik kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.</p>
<p>AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, teklifin SPK'nın 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonları kapsayan geçici bir düzenleme olduğunu söyledi. Güler, tasfiye sürecindeki 131 fonun toplam fonların yüzde 4,6'sını oluşturduğunu belirtti.</p>
<h2>Kamu kaynağı kullanılmayacak</h2>
<p>Teklife göre her yatırımcıya, net yatırım tutarı esas alınarak 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılabilecek. Güler, bunun koşulsuz bir ödeme ya da nihai tazmin taahhüdü olmadığını; nakdin yetersiz kalması hâlinde mevcut nakdin oransal olarak dağıtılabileceğini vurguladı. Hazine dahil hiçbir kamu kaynağının kullanılmayacağı, tasfiyenin tamamen fonların kendi varlıklarıyla finanse edileceği belirtildi.</p>
<h2>Tahsilat TMSF'de</h2>
<p>Tasfiye SPK gözetiminde yürütülecek; saklama ve takas kayıtları mutabakata bağlanarak her fonun gerçek varlıkları ve hak sahipleri belirlenecek. Varlıklar hızlı değil, mümkün olan en yüksek değerle satılacak; hâkim ortağa satış, toptan satış, özel emir ve tezgâh üstü satış seçenekleri kullanılabilecek. Alacakların tahsili Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na verilecek; ceza soruşturmalarında el konulan veya müsadere edilen varlıklar ilgili fona iade edilerek TMSF nezdindeki ayrı hesaplarda tutulacak.</p>
<h2>Manipülasyona karışanlar dışarıda</h2>
<p>Piyasa dolandırıcılığı veya bilgi suistimaline karışan kişiler ödeme mekanizmalarından yararlanamayacak. Piyasa üzerinde getiri elde eden yatırımcılar ise fazlayı gönüllü olarak iade edebilecek. Güler, teklifin Plan ve Bütçe Komisyonu'nda gelecek hafta görüşülmesinin ardından Genel Kurul'a ineceğini söyledi.</p>
<h2>Güncelleme (15 Ekim 2026): Teklif komisyondan geçti</h2>
<p>Teklif, 14 Ekim 2026 akşamı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilerek Genel Kurul'a gönderildi. Basına yansıyan bilgilere göre komisyon metninde dağıtım ölçütü olarak net yatırım tutarı esas alındı; bu tutar fona fiilen yatırılan ve fondan çekilen nakde göre hesaplanacak ve tasfiye tarihine kadar TÜFE ile Yİ-ÜFE değişim oranlarının ortalamasıyla güncellenecek. Ana parasını zaten geri almış yatırımcılar ara ödemeden yararlanamayacak; ara ödemeler nihai hesaplaşmada mahsup edilecek. Teklifin sahibi AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, zararın "manipülatörlere ve sorumlulara" ödetileceğini söyledi. Komisyonda kabul edilen önergelerle ödemelerin doğru hak sahiplerine yapılması ve gerçek dışı fiyatlardan fondan çıkan yatırımcıların iade edeceği tutarların yeniden hesaplanması öngörüldü. Genel Kurul görüşmelerinin tarihi henüz açıklanmadı.</p>]]></content:encoded></item><item><title>AYM&#x27;den Tayfun Kahraman&#x27;a İkinci İhlal Kararı: Yerel Mahkemenin Direnme Yetkisi Yok</title><link>https://hukukihaberler.com/aymden-tayfun-kahramana-ikinci-ihlal-karari-yeniden-yargilama</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/aymden-tayfun-kahramana-ikinci-ihlal-karari-yeniden-yargilama</guid><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Anayasa Mahkemesi</category><description>Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Gezi Parkı davasında 18 yıl hapis cezası alan Tayfun Kahraman&#x27;ın adil yargılanma hakkının ikinci kez ihlal edildiğine…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/aymden-tayfun-kahramana-ikinci-ihlal-karari-yeniden-yargilama.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/aymden-tayfun-kahramana-ikinci-ihlal-karari-yeniden-yargilama.jpg" alt=""></p><p class="lead">Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Gezi Parkı davasında 18 yıl hapis cezası alan Tayfun Kahraman'ın adil yargılanma hakkının ikinci kez ihlal edildiğine karar verdi. Gerekçeli karar Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Yüksek Mahkeme, 31 Temmuz 2025'te Kahraman'ın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermişti. Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi bu kararı uygulamadı; Anayasa Mahkemesi'ni "yetki gaspı" ile itham etti. Bunun üzerine Kahraman ikinci kez bireysel başvuruda bulundu.</p>
<h2>"Hukuk düzeni kaosa sürüklenir"</h2>
<p>2 Nisan tarihli kararın gerekçesinde, derece mahkemelerinin Anayasa Mahkemesi kararlarına direnme ya da bu kararların bağlayıcılığını sorgulama yetkisinin bulunmadığı vurgulandı. Yerel mahkemenin, ihlal kararı üzerine yeniden yargılamaya başlamakla anayasal olarak yükümlü olduğu belirtildi. Kararda, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının hukuk düzenini kaosa sürükleyeceği uyarısı yapıldı; yerel mahkemenin "yetki gaspı" nitelendirmesinin kabul edilebilir bir hukuki görüş olmadığı ifade edildi.</p>
<h2>100 bin lira manevi tazminat</h2>
<p>Mahkeme, Kahraman'a 100 bin lira manevi tazminat ödenmesine ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine hükmetti. Anayasa'nın 153. maddesi, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağını öngörüyor. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesi de ihlal kararının gereğinin yerine getirilmesi için yeniden yargılama yapılmasını düzenliyor.</p>
<p>Hukukçular, aynı başvurucu hakkında verilen ikinci ihlal kararının, bireysel başvuru sisteminin işleyişi ve yüksek mahkemeler arasındaki ilişki bakımından önemli bir eşik olduğunu belirtiyor. Yerel mahkemenin yeniden yargılama sürecini ne zaman başlatacağı merak konusu.</p>]]></content:encoded></item><item><title>AYM: Van Valiliğinin Uzatılan Eylem Yasakları Toplantı Hürriyetini İhlal Etti</title><link>https://hukukihaberler.com/aym-van-valiliginin-eylem-yasaklarinda-toplanti-hurriyeti-ihlali</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/aym-van-valiliginin-eylem-yasaklarinda-toplanti-hurriyeti-ihlali</guid><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Anayasa Mahkemesi</category><description>Anayasa Mahkemesi, Van Valiliği&#x27;nin 2019&#x27;da il genelinde ilan ettiği ve defalarca uzattığı eylem ve etkinlik yasaklarının, Anayasa&#x27;nın 34. maddesinde…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/aym-van-valiliginin-eylem-yasaklarinda-toplanti-hurriyeti-ihlali.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/aym-van-valiliginin-eylem-yasaklarinda-toplanti-hurriyeti-ihlali.jpg" alt=""></p><p class="lead">Anayasa Mahkemesi, Van Valiliği'nin 2019'da il genelinde ilan ettiği ve defalarca uzattığı eylem ve etkinlik yasaklarının, Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Kararın gerekçesi bugünkü Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Bireysel başvuru, Van Barosu yönetim kurulu üyesi Mahmut Kaçan tarafından yapıldı. Van Valiliği, 28 Mayıs 2019'da spor müsabakalarına ilişkin kutlamalar dışında il genelindeki tüm eylem ve etkinlikleri 15 gün süreyle yasaklamış; yasak 2019 boyunca defalarca uzatılmıştı. Valilik, kamu düzeninin korunması, suçların önlenmesi ve şiddetin engellenmesi gerekçelerine dayanmıştı. İlde Kasım 2016'dan bu yana süren kısıtlamalar, 24 Temmuz 2022'de kısmen gevşetilmişti.</p>
<h2>"Somut ve yakın tehlike gösterilemedi"</h2>
<p>Yüksek Mahkeme, oy çokluğuyla verdiği 8 Ocak 2026 tarihli kararda, idarenin yasağı haklı kılacak somut ve yakın bir kamu düzeni tehlikesini ortaya koyamadığını, daha hafif tedbirlerin neden yeterli olmayacağını açıklamadığını belirtti. Kararda, yasakların tekrar tekrar uzatılması hâlinde ilk gerekçelerin neden hâlâ geçerli olduğunun ayrıntılı biçimde gösterilmesi gerektiği; idare mahkemesinin de yasakların süreklilik kazandığı iddiasını yeterince incelemediği vurgulandı.</p>
<h2>Altı üye karşı oy kullandı</h2>
<p>Recai Akyel, İrfan Fidan, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil, Ömer Çınar ve Metin Kıratlı ihlal bulunmadığı görüşüyle karşı oy kullandı. Karşı oyda, başvurucunun engellenen somut bir etkinlik ortaya koymadığı ve yasağın güvenlik değerlendirmelerine dayalı, ölçülü bir tedbir olduğu ifade edildi.</p>
<p>Mahkeme, başvurucuya 50 bin lira net manevi tazminat ödenmesine ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Van 2. İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine hükmetti. Karar, valiliklerin genel nitelikli ve süreli eylem yasaklarında gerekçe yükümlülüğüne ilişkin önemli bir içtihat olarak değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded></item><item><title>AYM&#x27;nin Süresiz Nafaka Kararının Gerekçesi Resmî Gazete&#x27;de: İptal 9 Ay Sonra Yürürlükte</title><link>https://hukukihaberler.com/aym-suresiz-nafaka-kararinin-gerekcesi-resmi-gazetede-yayimlandi</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/aym-suresiz-nafaka-kararinin-gerekcesi-resmi-gazetede-yayimlandi</guid><pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Anayasa Mahkemesi</category><description>Anayasa Mahkemesi&#x27;nin, Türk Medeni Kanunu&#x27;nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki &quot;süresiz olarak&quot; ibaresini iptal eden kararı, gerekçesiyle birlikte…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/aym-suresiz-nafaka-kararinin-gerekcesi-resmi-gazetede-yayimlandi.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/aym-suresiz-nafaka-kararinin-gerekcesi-resmi-gazetede-yayimlandi.jpg" alt=""></p><p class="lead">Anayasa Mahkemesi'nin, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki "süresiz olarak" ibaresini iptal eden kararı, gerekçesiyle birlikte bugünkü Resmî Gazete'de yayımlandı. İptal hükmü, yayımdan itibaren dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek.</p>
<p>Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin başvurusu üzerine incelemeyi yapan Yüksek Mahkeme, 4 Haziran 2026'daki toplantısında ibarenin iptaline oy çokluğuyla karar vermişti. İptal kararının yürürlüğe girmesi için dokuz aylık süre verilmesi ise oy birliğiyle kabul edildi.</p>
<h2>Gerekçe: Taraflar arasındaki denge</h2>
<p>Gerekçeli kararda, hiçbir süre sınırı bulunmayan bir nafaka yükümlülüğünün ödeme yapan taraf üzerinde ağır bir mali yük oluşturabileceği ve taraflar arasındaki hak dengesini bozabileceği vurgulandı. Mahkeme, nafakanın tamamen kaldırılmasına değil, süresiz biçimde hükmedilmesine imkân veren ibareye yönelik bir iptal kararı verdi; nafaka için belirli bir süre de öngörmedi.</p>
<h2>Mevcut nafakalar ne olacak?</h2>
<p>Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları geriye yürümediğinden, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla bağlanan nafakalar bu karar nedeniyle kendiliğinden sona ermeyecek. Dokuz aylık süre boyunca mevcut hüküm uygulanmaya devam edecek. Yeni sistemin nasıl işleyeceği ve mevcut nafakalara ilişkin geçiş hükümleri, TBMM'nin bu süre içinde yapacağı yasal düzenlemeyle belirlenecek. Yeni yasama yılında Meclis'e sunulması beklenen 13. Yargı Paketi'nde nafakanın evlilik süresine bağlanması öngörülüyor.</p>
<p>Aile hukukçuları, kararın yürürlüğe girmesine kadar açılacak davalarda talep ve savunmaların bu takvim dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini belirtiyor. <a href="https://yagmurtahtasiz.com/blog/suresiz-nafaka-kaldirildi-mi.html">Süresiz nafakanın kaldırılıp kaldırılmadığı</a> ve mevcut nafakaların akıbeti, önümüzdeki aylarda aile mahkemelerinin en çok karşılaşacağı sorular arasında yer alacak.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Türk Kızılay Kanun Teklifi Genel Kurul&#x27;un İlk Gündem Maddesi</title><link>https://hukukihaberler.com/turk-kizilay-kanun-teklifi-genel-kurulun-ilk-gundem-maddesi</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/turk-kizilay-kanun-teklifi-genel-kurulun-ilk-gundem-maddesi</guid><pubDate>Tue, 29 Sep 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Siyaset</category><description>TBMM&#x27;nin yeni yasama yılında Genel Kurul&#x27;da ilk görüşülecek düzenleme, geçen dönemden kalan dokuz maddelik Türk Kızılay Kanun Teklifi oldu. Teklif,…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/turk-kizilay-kanun-teklifi-genel-kurulun-ilk-gundem-maddesi.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/turk-kizilay-kanun-teklifi-genel-kurulun-ilk-gundem-maddesi.jpg" alt=""></p><p class="lead">TBMM'nin yeni yasama yılında Genel Kurul'da ilk görüşülecek düzenleme, geçen dönemden kalan dokuz maddelik Türk Kızılay Kanun Teklifi oldu. Teklif, Kızılay'ın uluslararası antlaşmalardan doğan görevlerinin münhasıran kuruma ait olmasını ve afet alımlarında ihale istisnası getirilmesini öngörüyor.</p>
<p>Teklife göre Türk Kızılay'ın uluslararası antlaşmalara dayanan münhasır görevlerini başka bir tüzel kişi yürütemeyecek ve bu amaçla başka bir tüzel kişilik kurulamayacak. İlk yardım, afet lojistiği ve geçici barınma malzemelerine ilişkin stratejik alımlar, Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadan doğrudan yapılabilecek.</p>
<h2>Sosyal yardım verileri paylaşılacak</h2>
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın elindeki sosyal yardım verileri, protokol çerçevesinde Kızılay ile paylaşılacak; erişim, görevin gerektirdiği ölçüyle sınırlı tutulacak. Ticari amaç taşımayan bazı ithalatlar, örneğin tıbbi cihazlar ve kan gruplama test malzemeleri, gümrük vergisinden muaf olacak.</p>
<h2>Afet bölgesinde çalışana tazminat</h2>
<p>Afet, savaş veya çatışma bölgelerinde görev yapan Kızılay personeline nakdi tazminat ödenmesi de teklifte yer alıyor. Teklifin gerekçesinde, büyük afetlerde yaşanan koordinasyon sorunlarının ve uluslararası yardım süreçlerindeki yetki karmaşasının giderilmesinin amaçlandığı belirtiliyor.</p>
<p>Kişisel verilerin korunması alanında çalışan hukukçular, sosyal yardım verilerinin paylaşımında protokolün kapsamının ve saklama sürelerinin açıkça belirlenmesi gerektiğini, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'ndaki ölçülülük ilkesine uygunluğun önem taşıdığını vurguluyor. Kamu ihale uzmanları ise doğrudan alım yetkisinin denetim mekanizmalarıyla dengelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded></item><item><title>13. Yargı Paketi Ekim&#x27;de Meclis&#x27;te: Nafaka Evlilik Süresine Bağlanıyor, Boşanma Davaları Ayrılıyor</title><link>https://hukukihaberler.com/13-yargi-paketi-ekimde-mecliste-suresiz-nafaka-ve-bosanma-davalari</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/13-yargi-paketi-ekimde-mecliste-suresiz-nafaka-ve-bosanma-davalari</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>TBMM 1 Ekim&#x27;de yeni yasama yılına başlarken, Adalet Bakanlığı&#x27;nın hazırladığı 13. Yargı Paketi&#x27;nin Ekim ayı içinde Meclis&#x27;e sunulması hedefleniyor.…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/13-yargi-paketi-ekimde-mecliste-suresiz-nafaka-ve-bosanma-davalari.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/13-yargi-paketi-ekimde-mecliste-suresiz-nafaka-ve-bosanma-davalari.jpg" alt=""></p><p class="lead">TBMM 1 Ekim'de yeni yasama yılına başlarken, Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı 13. Yargı Paketi'nin Ekim ayı içinde Meclis'e sunulması hedefleniyor. Paketin en dikkat çeken başlıkları, süresiz nafakanın yerine evlilik süresine bağlı bir nafaka sistemi ve boşanma davalarının fer'i taleplerden ayrılması.</p>
<p>Taslağa göre yoksulluk nafakasının süresi, boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen evlilik süresine göre belirlenecek. Çalışamayacak durumdaki veya ileri yaştaki kadınlar için daha uzun ödeme süreleri öngörülebilecek. Anayasa Mahkemesi'nin Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini iptal eden kararı da düzenlemenin zeminini oluşturuyor.</p>
<h2>Önce boşanma, sonra fer'i talepler</h2>
<p>Pakette yer alması beklenen bir diğer değişiklikle, boşanmaya ilk aşamada karar verilecek; velayet, nafaka ve mal paylaşımı ayrı davalarda görülecek. Bu modelle, yıllarca süren çekişmeli boşanma davalarında tarafların medeni hâlinin belirsiz kalmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.</p>
<h2>Sosyal medyada kimlik doğrulama</h2>
<p>Paketin bir diğer başlığı, sosyal medya kullanıcılarının hesaplarına giriş yaparken e-Devlet üzerinden kimlik doğrulaması yapmasını öngören düzenleme. Hesapların gerçek kişilere ait olmasının sağlanması, internet üzerinden işlenen suçların faillerinin tespitinin kolaylaştırılması ve bot hesapların sınırlandırılması hedefleniyor. Kurala uymayan platformlara ağır yaptırımlar öngörülüyor; yürürlükten sonra bir geçiş süreci tanınacak.</p>
<p>Yeni yasama yılında Genel Kurul'un ilk gündem maddesi, geçen dönemden kalan Türk Kızılay Kanun Teklifi olacak. Muhalefet ise yatırım fonlarındaki tasfiye sürecinin araştırılması için Meclis araştırması önergelerini gündeme getirmeye hazırlanıyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, önerge verilmesi hâlinde araştırma komisyonu kurulabileceğini söyledi.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Hastane Bahçesi, Okul Çevresi ve Oyun Parklarında Sigara Yasağı Geliyor</title><link>https://hukukihaberler.com/hastane-bahcesi-ve-okul-cevresinde-sigara-yasagi-geliyor</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/hastane-bahcesi-ve-okul-cevresinde-sigara-yasagi-geliyor</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2026 09:00:00 +0300</pubDate><category>Diğer</category><description>AK Parti, elektronik sigara dahil tütün ürünlerinin kamusal alanlarda kullanımını sınırlandıran yeni bir kanun teklifi hazırlıyor. Hastane bahçeleri, acil…</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/hastane-bahcesi-ve-okul-cevresinde-sigara-yasagi-geliyor.jpg" medium="image" width="800" height="420"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/hastane-bahcesi-ve-okul-cevresinde-sigara-yasagi-geliyor.jpg" alt=""></p><p class="lead">AK Parti, elektronik sigara dahil tütün ürünlerinin kamusal alanlarda kullanımını sınırlandıran yeni bir kanun teklifi hazırlıyor. Hastane bahçeleri, acil servis girişleri, okul bahçeleri ve çocuk oyun alanlarında sigara içilmesinin yasaklanması gündemde.</p>
<p>Taslağın 20 ila 25 maddeden oluşması, bunlardan 4 ya da 5'inin kamusal alanlarda tütün kullanımına ayrılması planlanıyor. Teklifin Ekim ayı içinde TBMM Başkanlığına sunulması hedefleniyor. Düzenleme ihtiyacının, kamu binalarının çevresinde sigara içilmesine yönelik yoğun şikâyetlerden doğduğu belirtiliyor.</p>
<h2>Elektronik sigara da kapsamda</h2>
<p>Mevcut durumda 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun, kapalı alanlarda tütün kullanımını yasaklıyor; ancak hastane ve okul bahçeleri gibi açık alanlarda uygulama kurumdan kuruma farklılık gösteriyor. Yeni düzenlemeyle açık alan istisnalarının daraltılması ve elektronik sigaranın da açıkça kapsama alınması öngörülüyor.</p>
<h2>Aile hekimliğine de düzenleme</h2>
<p>Taslakta, tütün düzenlemesinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı teşkilatının yeniden yapılandırılmasına ve aile sağlığı merkezlerinde sunulan hizmetlerin iyileştirilmesine ilişkin maddelerin de yer alacağı belirtiliyor. Yasak alanlarda tütün ürünü kullananlara uygulanacak idari para cezalarının miktarı ve denetim yetkisinin hangi kurumlarda olacağı henüz netleşmedi.</p>
<p>Halk sağlığı uzmanları, özellikle hastane girişleri ve okul çevresinde pasif içiciliğin önlenmesinin çocuklar ve hastalar açısından önem taşıdığını vurguluyor. Esnaf temsilcileri ise yasak alanların sınırlarının açık biçimde tanımlanması gerektiğini, aksi hâlde uygulamada ihtilaf doğacağını belirtiyor.</p>]]></content:encoded></item></channel></rss>